Altay’a babamın amcası Talat Erboy’un kurucu, kuzeni Sıtkı Erboy’un yıllardır yönetici olmasından dolayı bir sempatim var. Altay Spor Kulübü tarihinde Erboy’ların yerini bilen de bilir. Son sezon düşmemekle şampiyon olma arasında hiçbir fark yok gibi sevinenlerdenim. Dedim ki, Altay’ı yazsam. Sonra ekibimin sağlam kalemlerinden Erkut Şahin’in yazısını okuyunca “Bunun altına imza atarım” düşüncesiyle yazmaktan vazgeçtim. Şimdi Erkut’un yazısının ilk bölümünü onun da izniyle sizlere aktarıyorum.

“Hiç unutmam, 2002’de Batman’daki şampiyonluğun ardından takımla birlikte İzmir’e dönmüştük. Şehir ve Yerel Bölge Rehberleri Herkesten önce uçaktan inip terminale girdiğimde taraftarlar “Er-kut Şa-hin” diye inletmişti Adnan Menderes Havalimanı’nı.
O yıllarda dev bir camia olmasına rağmen herkes birbirini tanırdı. Belki de asırlık kulübün ‘Büyük’lüğü de buradan geliyordu.
Oysa önceki gece kongre salonuna girdiğimde sağa sola baktım, 3-5 kişi dışında tanıdık sima göremedim.
Dile kolay bir takvim yılında dördüncü genel kurulu yaptı, Büyük Altay pazartesi akşamı.
Hepi topu 674 üyesi kalan, onlardan aidatını ödeyen 200 üyeden sadece 94’ü vardı genel kurulda.
Çaresizliğin buram buram hissedildiği salonda 1 saat 23 dakikalık toplantı zaten seçim maddesine gelince tıkandı.
Kürsüde duygusal bir konuşma yapan namı diğer Amigo Murat (Polatkıran), belki de en can alıcı tespitte bulundu.
Polatkıran’ın da dediği gibi, bugün Gaziemir tesislerine Altay’ın efsane file bekçisi Tanzer Sencer gitse, tanıyan belki bir iki kişi çıkar o kadar.
Yani gerçekten de ‘Altay artık hafızasını yitirdi.’
Dilim varmıyor ama hafızasını yitiren toplumlar maalesef yok olmaya mahkûmdur.”

Sadece Altay mı?
Efsaneler tek tek yok oluyor ama biz farkında değiliz!