Rahmetli babam Fikret Şerif Erçetingöz dört çocuk ve devletten aldığı tek maaşa rağmen her yıl kurban keserdi. O zamanlar kredi kartı yok tabii taksiti de. Kurbanlıklar bugünkü gibi marketlerden de alınmıyor.
Bayrama 10-15 gün kala kurbanlıktan anlayan amcam rahmetli Cahit Erçetingöz’le birlikte genelde Yeşildere de kurulan kurban pazarına gidilir, bütçeye göre koyunumuz alınırdı. Genelde bende takılırdım peşlerine.
Kurbanlık ev yolunda boynuna asılan kurdela ve boynuzlarına geçirdiğim portakallarla süslenirdi neşeyle. Eve geldiğimizde ise ilk işimiz isim koymak olurdu ve genelde hep “İsmail” konurdu. Sonra ta bayramın birinci gününe kadar aileden biriymiş gibi beslenir bakılır, tüyleri temizlenirdi.
Ve o sabah, yani bayramın birinci günü sabahı o an geldiğinde başta rahmetli annem Bilen olmak üzere biz dört kardeş (Esat, Sedat, Mehmet ve Kenan) gözyaşlarına boğulurduk. E be kardeşim tabi ağlarsın. Neredeyse 15 gün aileden biri olmuş bizim “İsmail” ayrılmak zor.
Bizim ailede kurbanları bahçemizde ya da terasta amcam Cahit Erçetingöz keserdi hep, babam ne kadar sert görünse de kurban kesemezdi. Onun görevi kesimden sonra amcamla birlikte derisini yüzüp parçalamaktı. Etin belli bir kısmının ihtiyacı olanlara dağıtımından ise rahmetli annem sorumluydu.
Şimdi diyeceksiniz ki ağlamaktan başka siz ne yapıyordunuz? Bizim görevimiz annemin talimatları doğrultusunda kurban etlerini dağıtmak ve yakılan mangalın yanında etleri şişe dizmekti. “İsmail” kurban edildi diye ne kadar üzülsek, ne kadar gözyaşı döksek de, şişler pişip ekmek arasına girdiğinde hepsi unutulur giderdi.
Ya annemin kurban kavurmasına ne demeli? Kesim biter bitmez kaşla göz arasında tencereye girerdi kavurmalıklar. Kendi yağında usul usul pişen kurban kavurmaya bandırılan o sıcacık ekmekler çocukluğumdan bugüne taşıdığım ender tatlardan biridir.
Babamın tek derdi ise kurbanın kellesiydi ve onu kimseye vermezdi. Mahalle fırınına gönderdiği kelleyi geldiğinde elleriyle yemek en büyük zevkiydi.
Babam Fikret Şerif Erçetingöz vefat edene kadar sürdü kurban geleneğimiz. Evlendik eşlerimiz ve çocuklarımız da yaşama şansı buldu bu güzellikleri.
Belki Anadolumun daha pekçok beldesinde aynı gelenek az da olsa devam ediyordur. Ama artık eskisi gibi değil ne yazık. Kurbanlıklar marketlerden kredi kartı ile taksitle alınıyor, bayram sabahı evlere parçalanmış ve paketlenmiş halde geliyor.
Ülkemin içinde bulunduğu durumu da göz önüne alınca tadı tuzu yok velhasıl eski kurban bayramlarının.
Hepinize sağlık, huzur ve mutluluk dolu bayramlar diliyorum.
(İşte çocukluğumda ki ailem; 5 dayı, 2 teyze, annem babam, amcam, teyzem, eniştem, yengelerim ve anneannem. Aramızdan ayrılanları rahmetle anıyorum. Birlikte olduklarımıza ise sağlıklı uzun ömürler diliyorum.)