Dünyada olduğu gibi ülkemizde de sporun ana merkezleri spor federasyonlarıdır. ‘Bu kuruluşlar dünyadakiler kadar yeterli bir yapıya sahip midirler?’ sorusuna müspet cevap vermek zordur. Biri geçmiş yıllardan, birisi de bu yıldan bir örnek vereyim…
Bundan yaklaşık 10 yıl önce Türk tarihinde şerefle yer alan Mussolini Kupası’nı kazanan Atatürk’ün Süvarileri olarak anılan biniciler hakkında bilgi almak isteyen araştırmacı bir akademisyen, ilgili federasyondan cevap alamayınca her yere başvurmuştu. Bugüne gelince futbolda şike kokan Türkiye Liglerinde bu sezonun maç listesini bizden değil Avrupa’daki Francesco Baranca’nın Küre Radar’ından okuduk. Türkiye, 12 ülke arasında 29 maçla bu yıl 11’nci sırada yer almış.
Çare, bir uzmanlar heyeti kurularak yeni bir Spor Federasyonları Yasası hazırlanmasıdır. Bu heyette TC Gençlik ve Spor Bakanlığı, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi, İç İşleri Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı yer almalıdır. Böylece Türkiye’de de, uluslar arası yasalara uygun Spor Federasyonları kurulmuş olur… Tarihine, kadrosuna sahip, uluslar arası teşkilatlarla uyumlu, ihtar almayan, her soruya cevap veren Spor Federasyonlarına sahip oluruz. Reformlarda da hedef Fair Play’deki gibi İyiye, doğruya, güzele olmalıdır.