İyi futbolcuydu. 4 futbolcu beraber gelmişlerdi. 
Takıma ilk geldiğinde futbol topunu bomba zanneden başkanı ikisi kafakola aldılar. Takımı ele geçirme düşünceleri o günlerde oluştu. Takımın içinde hem şehri olanlarda vardı, eski aynı takımlarında oynamış olanlarda. 
Futbol takımında gücü ellerinde tutmak lazımdı, gurup kurmak çocuk oyuncağı idi. Takımın yardımcı antrenörü zaten onların dümen suyuna girmişti. İstedikleri oyuncuyu oynatıyor, istemedikleri, hatta sağaçık olan büyük transferi bile sağbekte oynattırıyorlardı. Güçleri yetemediği için takımın tarihte en fazla forma giymiş futbolcusunu yiyemediler ama selamı sabahı kestiler.
Ve o büyük futbolcu kendi kabuğuna çekildi ama her yerde bunların ne olduğunu anlattı ve selamının dahi olmayacağını belitti. Bir anda takımın içinde 9-10 futbolcu oldular. Daha fazla olmalılardı, Dünyanın en büyük ismi kaleci varken yeni kaleci alamazlardı ama hemşehri takımlarının yedek kalecisini ilk etapta getirdiler. Sırada, kaleci büyük isim olduğu için getiremedikleri yine hem şehri takımın öteki kalecisini getirmek planlandı. Onu da getirdiler. 
Türkiye'nin en büyük santraforu geldi ama pas atmadılar, selam vermediler, esas hedef şampiyonluk olmalıydı ama başkasının gol atarak şampiyon olunan bir takım olmamalıydı. Taraftarı, takımı düşünen yoktu. Takımın iç düzenini allak bullak etmişlerdi. İçerde 11-12 futbolcu olmuşlardı. Takımın en büyük ismi de onlarla beraber hareket ediyordu. 
88-89 senesi şampiyonluğundan sonra 95-96 senesine kadar kulübü istedikleri gibi yönettiler. Zaten bu arada şampiyon olamamanın en büyük sebebi takım içindeki gruplaşmaydı. Büyük bir başkan bunları gördü ve o sene şampiyon olunmasına rağmen bu futbolcuları kovaladı. Sebep para istemeleri falan filan dendi ama esas konu takımın içindeki gruplaşmaydı. Dünyanın en içten pazarlıklı insanı, kendisini ortaya koyamayan ve her zaman yanına aldığı futbolcularla ve  hem şehri beraberliğiyle takımda etkili olmaya çalışan bu kovulan futbolcu bir ara antrenör olarak içeri sızdı. Ama çabuk kovalandı. 
Şimdinin başkanı, o zamanların daha yeni yöneticisiydi. Bu gurup şimdiki başkandan önce bu takımda yer etmişti. Şimdiki başkan, o zaman başkan olunca ligin sonunda sanki bizi bu teknik direktör şampiyon yaptı dediği adamın yanına bu gurup liderini soktu yardımcı hoca yaptı. Şimdiki başkan iki sene bunu elinde tuttu. Çünkü içeriden haber almalıydı. Bu gurup lideri yalnız teknik direktörlük yapmayı hiç beceremedi. Milli takımdada hiçbir başarısı olmadı ve gönderildi o kadar torpile rağmen.
Geçtiğimiz sezon takımdan ümit kalmayınca, o zamaninki başkanında faullü bir sürü olayı olunca bir anda geçmişte kurulmuş vakıf canlandırıldı. Çete tam tekmil vakıftaydı. Hatta daha önce hemşehri takımda oynayıp bizdede oynayanlar davet edildi, gurup güçlenmişti. Zaten Vakıf resmine baktığında yüzde 95 hemşehri futbolcuydu. Bu vakıf ile görüntü verildi. Şimdiki başkan zaten büyük başkan. Bunları nasıl kullanacağını bilir. Yıllar önce teknik direktörlerin yanına nasıl muhbir antrenör olarak gönderdiyse bu seferde futbol direktörü ismi altında görev verdi.
Başkan akıllı adam, bu çetenin uzaktan kendisi aleyhine çalışmasının yerine kendi yakınında tutup kontrol ediyor ve takımda herşeyden haberdar oluyor. Bu göreve getirileceği söylenen eski futbolcu teknik direktörle , şimdi göreve getirilen futbol direktörünün arasının bir ara iyi olmadığını söylemişlerdi. Ama açıkçası bu ikiliden kimin kimi yönettiğini çözebilmiş değilim. Çünkü futbol direktörü olan herşeyi arkadaşına danışır, sorar, onu yanında ister.
Eski futbolcu ,Teknik direktör daha karakterli bir adam görüntüsü verir. Bence ikisi beraber yönettiler, yönetiyorlar bu guruplaşmayı. Son açıklanan teknik direktör ise dünyada kötülük düşünmeyen, iyi insandır. Fakat bu guruplaşma zamanında, şimdiki teknik direktör o zamanın sağbeki oynatılmamaya başlamış ve 1993'de bu gurup sebebiyle başka takıma transfer olmuştu. Bunlar unutulacak konular değildir futbolcular için. Şimdi geldiğimiz noktada takımın içinde gurubun iki liderinden birinin futbol direktörü olduğu ve teknik direktör olarakta futbol oynarken bu çetenin dümen suyuna girmemiş karakterli bir adam var. Bu futbol direktörü için kulüp , başarı hiçbir şey ifade etmez. Sadece kendi menfaati ön plandadır.
Yakın zamanda hizipleşme başlayacak, futbol direktörü kuyu kazacak ve değişim isteyecek. Başkan teknik direktörün arkasında durursa futbol direktörü bir kez daha kovulacak. Kovuldukça geri geldiği için fark etmez, yüzü zaten yok. Başarıya giden yolda her şey mübah diye düşünebilirler, hiçbir teknik direktörlük başarısı olmadan hala bu takımın içinde olmaya çalışıp kimlik bulma çabasındalar. Tamamda , takım aşkıyla, parasız çalışıp fayda sağlamadılar hiç.
Bugün açıklanan bu beraberlik zarar verir.
Büyük başkan en doğruyu yapar ama pragmatik davranma düşüncesiyle bunlara verdiği değer takıma faydadan çok zarar getirir.
Başkanımızın geç olmadan, bu anlaşamayacak futbol direktörünün sınırlarını çok iyi çizmeli. Ama o ince ince sinsiliğiyle yine zarar verecektir.
Ve her geçen gün biz yani taraftar kayberiz.