“Güneş İzmir'in orta yerine iniyor



Kekiklerin kokusunda çılgın bir yağmur



özleminde kuşların şarkısını dinliyor



Delikanlılık günlerimin Dönertaş'ına dönüyorum



Gençliğimin ateşböceği dağda yakılmış ateşi



Altınordu'yu düşünüyorum.



Hasretliklerin ve İzmir'in futbol tarihi yazıldığında



Kırmızı güller gibi yüreklere saplanacak Altınordu sevgisini yaşıyorum



Basmane, Dönertaş, Mezarlıkbaşı,Tilkilik,



Agora Basmane sokaklarında Şeytanlar'ı arıyorum



Böyle sevmeler lacivert düşlerde var destanı



Eczacıbaşılar'ın, Tanaıklar'ın, Afyonlular'ın Kibarlar'ın,



Alyanaklar'ın, Ertanlar'ın, Sakaoğlular'ın , Öztürkler'in, Baliçler'in, Sevgeller'in



Ve nice yiğitlerin Altınordu'su için yazılmıştır sanki,



Birkaç demet yıldız, bir tutam ayışığı bir düzine gül



Birkaç damla sevgi yerleştiriyorum yaşamınıza



Geleceğimiz, rengarenk düşlerimiz ulaşılabilir olsun diye



Unutmamanın ve hatırlamanın bir sırası vardır



En son unutulan çabuk hatırlanır



Ben gözlerimin ekranından izlediğim Altınordulular'ın hiçbirini unutmadım



En iyi günlerinde de sevdim en kötü günlerinde de



Onlar bir avuçtular, hüzünlü günlerden sonra



Gün geldi Altınordu Destanı'nı tekrar yazdılar



Altınordu'nun bayrağını doruklara çıkardılar



'Biz Altınorduyuz' diye haykırdılar...



Ve destanımızda yerlerini aldılar...”



****



Kırmızı-Lacivertli ekibin kurtuluş maçı sayılan Balıkesirspor karşılaşmasını;



meslek ustam, yukarıdaki şiirin şairi Okan Yüksel ve gazetemiz yazarlarından İbrahim Aktaş ile izledik.



Stad yolunda arabada önce bu şiiri okudu



Okan Ustam.



Sonra dedi ki,



“Yarım asırdan fazladır gazeteciyim, maç izlerim yazarım.



Bugün galip gelecek Altınordu’dur; Venceremos-Kazanacağız.”



****



Geçen yıl Süper Ligin kapısından dönen Altınordu, bu sezon küme düşme tehlikesiyle karşı karşıyaydı.



Ne yaman çelişki değil mi?



Kısıtlı bütçeyle oluşturulan kadro, her türlü fikstür dezavantajına karşın Menemenspor maçıyla seriye başlamış,



ligin şampiyon takımlarını bile sahalarında yenmişti.



Hüseyin Eroğlu’nun öğrencileri,



Kaptan Ahmet İlhan Özek’in arkadaşları inançlıydı, dirençliydi.



Onlara göre umutsuzluk bir hastalıktı.



Takımlarını kurtaracaklardı.



Canlarını dişlerine taktılar. Kurtardılar da!



Maçın detayına gerek yok!



Böylesi kritik maçlarda iyi futbol beklemek, iyimserliktir.



****



“Futbolun Namuslu Yüreği” bu yıl Altınordu’da 10. yılını tamamlayan Teknik Direktör Hüseyin Eroğlu, Ufuk Kahraman, Atilla Küçüktaka, Sezgin Takmaz, Volkan Çırak hocalar...



Kaptan Ahmet İlhan Özek ve “sahadaki şövalyeler” futbolcular...



İçeride dışarıda kayıtsız-şartsız takımlarını destekleyen taraftarlar...



Kulüpte -başkanlık dahil- umarsızca her görevi üstlenmiş amigo Sicilyalı İlyas Gönen!



Onlar;



en zorlu anındayken bile mücadelenin,



şairin dediği gibi



“sanki mavilikten eriyecek gökyüzüne bakmayı unutmayan”,



1923 Armalı’yı kucaklayanlardı!..



****



Şiirle başladı yazı,



şiirle bitiriyorum…



Altınordular’ı



Cem Seyhun Ünbay’ın “Basmane’de Sardunyalı Zamanlar”ından dizelerle selâmlıyorum;



“Basmane burası,



İzmir’in tam ortası(…)



Çorakkapı Camii’nden okunurken kuşlu sabah ezanı,



Uyutmaz İpek Otel’deki Urlalı bir ozanı



(…)



Dön baba dön Dönertaş,



Kaç el izi bedende,



Güvercinler dem çeker,



Avlusu yorgun Hatuniye’de



(…)



Yanık bi’gece çığlığı,



Tilkilik’ten uzuyor,



olmaz



-Kırmızı Lacivert sevdalar- yazıyor,



Oteller Sokağı düğün bayram,



Yetmez sözün nefesi,



Anlatmakla bitmez,



Burası başka bi’alem,



Tarihin kadim sesi,



Yaşamın kendisi,



İzmir’in Basmane’si…”



****



Bu nadide şiire



-soylu ozanının izniyle-



ben de iki dize ekliyorum;



“Burası;



Basmane’nin Altınordu’su,



her yanı sevdadır.



Baharlar bir başkadır, hazlar bambaşka…”