Sevgili Okuyucularım. Bolluk ve Bereket Ayı olarak, sağlık ve afiyet içinde geçmesini dilediğim Mübarek Ramazan’ımızın 4’ncü gününde; hepinizi, herkesi kutluyorum. Ailenizle ve tüm sevdiklerinizle birlikte yaşayacağınız, sağlıklı ve neşeli nice ramazan mutlulukları yaşamanızı ve Ramazan Bayramına huzur ve coşku içinde varmanızı diliyorum. Yarın 23 Haziran Salı. Türk ve İzmir Futbolunun en önemli isimlerinden, Altınordu’da da futbol oynamış gerçek “kafsinkaf Karşıyakalısı” efsane spor ve futbol adamı; “gode” lakaplı Cengiz Kocatoros’u, Karşıyaka Soğukkuyu Kabristanı’nda, Saat: 18.30’da anacağız. 24 Haziran Çarşamba günü ise, Saat: 18.30’da KSK Yalı Tesislerinin karşısında bulunan “Atatürk ve Yerel Töneticiler Anıtı” önünde, Atatürk’ün 24 Haziran 1926 günü Cumhurbaşkanı ünvanıyla Karşıyaka Spor Kulübünü ve Karşıyaka’yı ziyaretinin 89’ncu yıldönümünü kutlayacağız. 16 Haziran’ı 17 Haziran’a bağlayan sabaha karşı, Saat: 03.30 gibi, Ankara’dan arayan yakın dostlarımdan, bir Baba gibi sevdiğim 9’ncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in vefat ettiğini öğrendim. Telafisi ve tesellisi olmayan, tarifsiz bir acı içindeyim. 1967 yılından bu yana tam 48 yıllık bir dostluğumuz oldu. Her zaman birbirimizi saydık ve sevdik. 68’li solcu olmama rağmen onunla herşeyi konuşurduk. Her Ankara’ya gidişimde Eşi Nazmiye Hanım’ın da sağlığının iyi olduğu günlerde Güniz Sokak ta ki evinde kahvaltı yapardık. En son 34 gün once telefonla görüştük. Seçimlerle ilgili yaptığı tahminler aynen çıktı. Süleyman Demirel’i, ünlü Ödemiş’li Milli Mücadele Kahramanı Alim Efe ile birlikte tam 7 kez Çanakkale Zincirbozan’a gidip, ziyaret edenlerdenim. Son başbakanlık döneminde ve Cumhurbaşkanlığı döneminde, Türkiye’nin her yerindeki, tüm devlet törenlerini düzenleme onur ve gururunu, “halkla ilişkiler ve organizasyon firmamla” yaşadım. Anılarım oldukça çok. Allah rahmetini esirgemesin. Ben Süleyman Demirel kadar; halkını çok seven, çok iyi anlayan ve çok iyi tanıyan, onun kadar bilgi ve birikim sahibi, Türkiye’yi ve dünyayı çok iyi bilen ikinci bir kişi tanımadım. İzmir’i ve İzmir’lileri çok severdi. İzmir’le ilgili etkinliklere mutlaka gelirdi. İzmir Ticaret Odası Başkanı ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ekrem Demirtaş’da sevdiği kişilerdendi. Süleyman Demirel, 2010 “Eylül’ün 29’unda İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin Öğrenim Yılı açılış törenine geldi ve öğrencilere geleneksel ilk dersi verdi. Ben 9’ncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in o günkü törende açıkladığı görüşlerinin medya tarafından çok iyi değerlendirileceğini sanıyordum. Nedense yeterince değerlendirilemedi. Süleyman Demirel’in Dünyadaki küresel ekonominin son durumu ve Türkiye’ye yansımasını mukayeseli örnekleriyle anlattığı tarihi konuşması maalesef dikkatlerden kaçmıştı. Oysa çok önemli mesajlar vermişti tecrübeli Devlet Adamı Süleyman Demirel. Amerika’nın, Çin’in, Japonya’nın, Kore’nin ve Avrupa ülkelerinin son ekonomik durumlarını çok iyi incelemiş Süleyman Demirel, haklı olarak; ”2009’da yaşanan küresel sıkıntıların Dünya’da düzeldiği halde 2010’da Türkiye’de neden düzelemediğini” sorgulamıştı. Süleyman Demirel’in zihinlerimizde yarattığı soru işaretlerinin ışığında Türkiye’nin ekonomik rakamlarına baktığımızda ekonomimizin ve halkımızın geçim durumunun iyi olmadığını 5 yıl öncesinden görmüştük. Dünya’da krizin en ağır yaşandığı ülkeler sıralamasında 4’ncü sırada olduğumuzu ve son bir yıl içinde ekonomimizin Yüzde 14 oranında küçüldüğünü de görmüştük. 2009’dan 2010’a on bir yılda imalat sanayiinde üretim yüzde 24,5 oranında gerilemiştir. İstihdamdaki daralma ise yüzde 10,6 oranına ulaşmıştır. İhracat gelirimiz yüzde 30 azalmıştır. İç borç stokumuz 30.6 milyar TL artışla 302 milyar TL’ye çıkmıştır. 50 Milyar TL’yi aşacağı görünen bütçe açığımız, maalesef iç borçlanmalarla kapatılacaktır. 1 milyon 250 bin sigortalı işçi işini kaybetmiştir. İşsizlik oranı ilk defa Türkiye rekorunu kırarak %16’ların üzerine çıkmıştır. Genç işsizlerin oranı ise %30’ları aşmıştır. 485 bin civarında üniversite mezunu gencimiz halen işsizdir. Cumhuriyet tarihinde ilk defa ceza ve tevkifevlerinde mahkum ve tutuklu sayısı 100 bin barajını aşarak 111 bin kişiye ulaşmıştır. Son bir yılda 950 bin kişinin evine, işyerine ya da maaşına icra gelmiştir. 45 bin araç haczedilmiştir. Bunu 365 güne böler isek, günde ortalama 123 aracın haczedildiği ortaya çıkar. Kapanan işyeri ve fabrika sayısı 100 bine dayandı. Bölelim 365 güne… Her gün ortalama 270 işyeri veya fabrikanın kapısına kilit vuruluyor demektir. Son bir yılda kanuni takibata intikal eden karşılıksız çek sayısı 1 milyon 600 bindir. Protestolu senet sayısı ise 1 milyon 574 bine çıkmıştır. Süleyman Demirel açıkladığı o rakamları Kamu-Sen için iktisatçı Ercan Han’ın hazırladığı rapordan aldığını ve hepsinin bilimsel karşılığının olduğunu ifade ediyor. Ve bir ekleme de Şükrü Kızılot’tan yapıyor; Şükrü Kızılot’un tahminine gore, Kayıtlı işverenlerin SSK, Bağkur ve Vergi borçları ile bu borçların gecikme faizleri toplamı 130 milyar TL’yi aşmıştır. Bu borçlara yıllık yüzde 30 faiz işliyor. Bu borçları ödeyemeyenlerin işyerleri, evleri icra ile satılıyor. Bu işverenler keyiflerinden değil, çaresizlikten SSK, Bağkur ve vergi borçlarını ödeyemiyorlar. Ve Demirel soruyor; İyi de bu tablo karşısında Büyük Türk Büyüklerimiz acaba neden ilgisiz? Bu rakamlardan haberleri mi yok? Rakamları bildikleri halde, rakamların önemini mi anlamıyorlar? Bu sorunların kendi kendine çözüleceğini mi sanıyorlar? “Batana batar… Kalan sağlar bize yeter mi “diyorlar? Evet Sevgili Okurlarım; zaman zaman çıkışlarıyla Merhum 9’ncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel gibi tecrübeli değerlerin şimdiki Büyük Türk Büyüklerine bu rakamsal ve reel gerçekleri anlatması gerekiyor. Merhum Demirel’in en son konuşmalarından birinde de dediği gibi ;”Herşeyin başı üretimdir. Üretim olmaz ise iş olmaz, aş olmaz. Gelir olmaz. Refah olmaz. Ekonomisi çöken bir ülkede sadece iktidar olmak yetmiyor. “Evet Sancar Maruflu olarak Ben bir SSK emeklisi olarak; şimdiki Cumhurbaşkanımızın ve mevcut Başbakanımızın açıkladığı emekli maaşlarına yapılan zam oranıyla geçinileceğine inanmıyorum. Bu zam oranlarıyla Türk emeklilerinin geçinebilmesi olanaksızdır. Ramazanda iftar ve sahur sofrası kurması olanaksızdır. Et’in, benzin’in, mazot’un, ekmeğin, kent içi ulaşımın, ödenemeyen kiraların korkunç ve acımasız rakamlarıyla geçinmek ancak mucizelere dayanmaktadır. Ne diyeyim? Allah sonumuzu hayırlı etsin. Türk Halkı ve Türkiye, kendisini her daim çok sevmiş, yaşadığı bunca sıkıntıya rağmen Devletine ve Milletine asla küsmemiş, Büyük Devlet, Siyaset ve hizmet Adamı Süleyman Demirel’i çok arayacak, çok özleyecektir. Süleyman Demirel’imiz için tekrar baş sağlığı diliyorum. Allah rahmetini esirgemesin. Hepinize sağlık ve mutluluk dolu bir Ramazan ve aydınlık günler diliyorum.