Demirci'nin Mehmet Efesi, Mehmet Akdere... - Kimse Duymasın
22 Mart 2026, Pazar
SON DAKİKA

Demirci'nin Mehmet Efesi, Mehmet Akdere...

06.06.2015 14:52 940 Okunma

"Demokrasi de kavuna benziyor. İnsanları aday olarak belirlerken kavun gibi seçiyoruz. Koklanacak yeri yok ki koklayasın. Kısmetine ne çıkarsa. Aday adaylıkları açıklandığında hep kavun kokusu gelir burnuma.”
 
Demirci’de havanın açık olduğu bir gün, Yukarı Kıran semtinden etrafınıza baktığınızda, her yeri, her şeyi görebilirsiniz.
 
O kadar yüksekte ki Demirci. Yöresel ifadeyle “Obuuu”  demek geçer içinizden.
 
 “Obu” sözcüğü, ay, aman, of anlamında hayret ifade eden bir sözcük olarak kullanılır.
 
Demircililer Mehmet demezler, kısaltıverirler sözcüğü, durur “Mamet” olur. “Ciba” çocuk demektir. Aptal’a “Parpıl”, terbiyesize “Kapaksız” derler. Demirci’de “Sıtarasız” demek şımarıklık yapmaktır. Çamaşır yıkayacağı zaman köylü kadını, “Geycek Yucen” der.
 
Yukarı Kıran semtinden doğuya baktığınızda, Sıtma Pınarı, Parsımaz ve Demirci dağlarını görürsünüz.
 
Güneydoğu’da mezarlıklar vardır, kıbleye doğru uzaklardan yağcı dağının tepeleri görülür ve akşam karanlık bastığında, Durhasan, Reisler, Kamçılı Sultan ve Asi Tepe yerleşimlerinin ışıkları göz kırpar Demirciye doğru.
 
Güneybatı’da Hamazlık, Salihli asfaltı, Alaşehir’in ardındaki Bozdağlar, Batı’da, bağlar vadisi, Çap Değirmeni ve uzaklardan Çomaklı Dağları görünür.
 
Kuzey Doğuda Akdere köyünü, Simav Demirci asfaltını ve İstiklal Savaşı kahramanlarından Tavaklı’nın Mehmet Efe, Cafer’in Kadir Efe, sünnetçi oğlu Ahmet Çavuş ve İsmavlı oğlu İsmail Çavuş’un köyleri art arda sıralanır dağların eteklerin de.
 
Aklınızdan “Bu nedir, kim yapmış, nasıl olmuş?” sorusu geçse, karşı dağlardan, “Türk’ün bildiğini tilki bilmez” yöresel özdeyişi yankılanır kulaklarınızda.
 
Mehmet Akdere İlçesini anlatıyor övünerek.
 
Uzun Yayla Mağaralarını, Fadıllı’daki derinliği bilinmeyen sarnıçları, Çatoluk’taki Delikar Müstahkem Mevkilerini, Firikyalıları, Lidyalıları, Persleri, Ulusal Kurtuluş Savaşındaki kahramanları sıralıyor art arda.
 
Ne güzel şeydir tarihine sahip çıkmak.
 
Anadolu’da insanlar tanımadıklarına Ağa, Abi, Ağabey diye seslenirler. Biraz yaşlısı, genç birine Efe, Zeybek diye seslenir.
 
Ağa denince geniş topraklara, köylere, ekonomik güce sahip toprak ağası geliyor. Sözlükler Ağa‘yı, büyük kardeş ağabey diye tanımlıyor.
 
Osmanlılarda ağa sarayda, askerlikte ve yönetim örgütlerinde yetkili görevlerde bulunanlara verilen bir unvan.
 
Anadolu’da Ağababa, en büyüklerine verilen unvan.
 
Ağa bölükleri var, Ağa çırağı ve Ağa divan var ki; Yeniçeri ocağında yüksek aşamalı Yeniçeri subaylarından kurulan divanı anlatır.
 
Ağa gedikleri var, ağanın yanında görevli 19 yardımcısını anlatıyor.
 
Ağa kapısı, Toprak ağasının evini tanımlıyor.
 
Ağa Paşa, vezirlik aşamasına yükselen Yeniçeri ağasının şanı oluyor.
 
Ağa sancağı ise onun bayrağı, sancağı…
 
“Ağa borç eder, uşak harç“ demişiz, ağa para sıkıntısı çekse de, uşak harcamaları sürdürür demeye getirmişiz.
 
“Ağanın alnı terlemezse, ırgatın burnu kanamaz.” Demişiz, işveren işçisinden yapabileceğinden fazlasını isterse, denetlemek onunla birlikte çalışmak zorundadır.
Anlamını yüklemişiz sözcüklere, deyişlere, atasözlerine sorumluluk vermişiz.
 
“Ağanın gözü, aktımardır.“ demişiz. İşverene gözdağı vermişiz. İşlerinin iyi gitmesini isteyen işveren, işinin başında durmalı, işini denetlemelidir demişiz.
 
“Ağanın gözü öküzü semiz eder.“ demişiz, insanlar gelişmesini istedikleri konularla yakından ilgilenmelidirler biçiminde bir sorumluluğu, pazara çıkarmışız.
 
Sorumluluğu üstlenecek bir adam bulalım diye: “Ağanın gözü, yiğidin sözü“ demişiz, büyük, iyi bir denetleyiciyse, yiğit de sözünün eri olur, saygıdeğerdir anlamı yüklenmiş özdeyişe.
 
“Ağanın malı çıkar, uşağın canı“ diyerek de, işveren mal mülk sahibi olur, işini canı çıkar diye yoruma ulaşmışız sözlerine göre.
 
Ağabey, kardeş olmadıkları halde, saygılı olan, saygılı duyulan, ağabeyi olmadığı halde göbek bağı, kan bağı olmadığı halde saygı duyulan kötü söz söylemesinden korkulan kişiye verilen ad oluvermiş.
 
Ve sonra ağabey, ağabey gibi davrananları kendinden küçükleri, yaşça, siyasetçe, ekonomik güçte yeterli güce erişmemiş olanları koruyan, kollayan, gözetenleri kapsayan bir deyim olarak yerleşivermiş, sözlük ve sözcüklerimize durmuş,“ Abi “ oluvermiş.
 
Ve sonra, Anadolu dağlarında Yörükler ağayı, “Aga” yapmışlar, ağalık yapan Batı Anadolu köy yiğitlerine, Ağabey, Ağa, Aga yerine, “ Zeybek”, “ Efe “ demişler.
 
Gün gelmiş efelik adabı bozulmuş. Kadına, çocuğa, güçsüze zarar vermeyen fakire yardım eden, askere silah çekmeyen, mertliği şiar edinmiş, hayır hayrat işine soyunmuş bir kültür yer almış kalıtsal mirasımızda.
 
Çakıcı Efe, Gökçen Efe, Koca Mehmet Efe, Demirci Mehmet Efe, Mursallı İsmail gibi efelerde dost olan Celal Bayar Gökçen köyünde Kuvayi Milliye Aydın ve havalisi direniş güçlerini oluşturmuşlar.
 
Yörük Ali Efe, Hacı Ali İlk kurşun, Kara Erkek Mehmet Efe, Yunan işgaline karşı direniş öncüleri olmuşlar ve sonra;
 
O dönemler, bir Kurtuluş Savaşı yaşayanlarının dönemi olduğu için Cumhuriyetle yazılı olanlar kızan, zeybek, efe adını almamış halk onlara sözlüklerindeki “ Abi “ sözcüğünü yakıştırmış.
 
Sözcükler ardı ardına sıralanıyor beynimde. Yaşı benden küçük olmasa ”Abi” diyeceğim. Olmuyor.
 
“Efe Memet” diyorum. “Bire kardeşim, bu kadar aydınsınız, ilericisiniz de, neden, Cumhuriyet Halk Partisi seçim kazanamaz bu yörede?”
 
Suratı düşüyor Efe Mehmet’in canı sıkılıyor:
 
“Bak Dan Mamet gardaşım. Bak ben sana bi yöresel deyişle cevap verem. İster künge (çöpe) at, ister al koy biyerlire lazım olur.
 
Bizim buralarda deler ki; “Ürümesini bilmeyen kelp (köpek) ağıla kurt düşürür.” Eee, biz havlamayı bilmiyoz ağılı da gorumuyoz kabahat kimde ki, kabahati kendimizde arayalım.”
 
Demirci’den Manisa’ya uzanan iki yüz kilometre yol Ahmet’in çiftçilik hikâyeleri, siyasal öyküleri ve fıkralarla, toplantı değerlendirme konuşmalarıyla bize kısacık geliyor.
 
Gördes dağlık bir yöre olmasına rağmen çamlık alanlar arasında ekime ayrılmış bölümler var. Ekim alanları birbirinden uzak, sulama yapmak neredeyse imkânsız. Ancak beş altı metreden yeraltı sularını çıkartmak mümkün, bunun içinde elektriğe ihtiyaç var.
 
Yörede zeolit madeni var. Zeolitten tavuk yemi, hayvan yemi, yapılıyor. Sebze meyve dikim aşamasında gübre niyetine kullanılıyor. Bu madenin işlenmesi ile elde edilen karışım keçi gübresi ile birlikte domates tarlalarına verilirse yetiştirilen domates on beş gün diri kalabiliyor. Dolaba bile konulmadan tazeliğini hiç yitirmiyor.
 
Kimi çiftçi kendi olanaklarıyla gübre karışımını yapıyor. Kimi de bilimsel teknik araştırmalar yapmak için üniversitelere maden teknik aramaya başvuruyor. Yöredeki zeolit madeninin saflık oranı yüzde doksan sekiz olarak ifade ediliyor.
Zeolit ısıtıldığında patlayarak parçaları ayrılması sebebiyle kaynayan taş olarak da bilinen çok küçük gözenekli yapısıyla amonyak ve sülfürü tutabilen iyi bir filtrasyon malzemesi. Volkanik kayalıklarda ve kül tabakalarında bulunuyor.
 
Bilinen 48 doğal türünden üretilmiş, 150 türü olan zeolit, su arıtma sistemlerinde, petrol, kimya, nükleer sanayide, tarımda, ısıtma ve soğutma sistemlerinde, inşaatlarda kullanılıyor. Mikro gözenekli yapısı ile toz halindeyken solunursa akciğer hastalıklarına, kansere yol açabiliyor. Türkiye'de ticari anlamda kayda değer miktarda Gördes'te çıkarılıyor. Dağ taş zeolit ama tüccara yararı var, Gördesliye pek yok.
 
Demirci’de Mehmet Efe’nin verdiği örnek Ahmet’e çok koymuş siyaseten. Suçlu olarak parti yöneticilerinin gösterilmesi ya da verilen yöresel örnek deyim, ağırına gitmiş. Suratı biraz asık.
 
“Ahmet hayırdır durgunsun biraz” diye sataşıyorum.
 
“Efenin lafına takıldım. O yörede “Serçeden korkan darı ekmez” diye bir söz daha var. Siyaseti seçimden seçime, köye giderek yaparsak, oy istemeye yüzümüz olmaz. Tarlada emeği olmayanın harmanda yüzü gülmez, gözü de olamaz üründe.
 
Politika insanla yapılır insanın sırtına basarak değil. Her şeyi başkalarından beklemek doğru değil ki. Ağıl da bizim, ürüyüp, havlayıp, bağırıp çağırarak ahırdaki, damdaki hayvanları koruyacak olan köpek de bizim.
 
Siyasette çakallık yapılmaz, herkes aslanlar gibi çıkıp politika öğretecek.
Olayı basite indirgersek, kaybetmeye mahkûm oluruz. Siyaset sık ağaçları bol bir ormanda yapılır. Orada yaşayan herkes payına düşeni, gücü ve emeğinin karşılığı olarak alır.
 
Yine Demirci’ye özgü bir özdeyişle sana hatırlatmak istiyorum. Oralarda derler ki; “Eşek eşeği ödünç kaşır.”
 
Eğer yöre böyle diyorsa kimseye, kaşımak için, ya da kaşıtmak için fırsat vermeyeceksin. Mehmet Efe’nin kendi kişisel gayreti ile ancak oyları arttırırız. Ama birinci parti olmamız için daha fazla gayret gerekir.
 
Mehmet Efe yılların politikacısı örgütsel eksiklikleri gidermek de oyu arttırmak da onun görevi ama bu tek başına yapılamaz. Efenin örgütünü çok iyi oluşturması lazım.

İLAN / REKLAM (ÜST) Reklam
ESAT ERÇETİNGÖZ Köşe Yazarı
FİRDEVS TUNÇAY Köşe Yazarı
SEZGİ KAYA Köşe Yazarı
O
OKAN YÜKSEL Köşe Yazarı
E
EBRU DIVRAK Köşe Yazarı
BEDRİ CUMHUR DOĞU Köşe Yazarı
Prof. Dr. İLKER GÜL Köşe Yazarı
E
ERHAN ÖZDEMİR Köşe Yazarı
SİNAN GENÇ Köşe Yazarı
Dr. HAKAN TARTAN Köşe Yazarı
Prof. Dr. YÜCEL OCAK Köşe Yazarı
M
MUSTAFA YILMAZ Köşe Yazarı
TEOMAN GÜRAY Köşe Yazarı
TUNÇ AFŞAR Köşe Yazarı
YILMAZ DURMAZ Köşe Yazarı
GÜLPERİ ALTUN KILIÇ Köşe Yazarı
ERDAL İZGİ Köşe Yazarı
Dr. ŞABAN ACARBAY Köşe Yazarı
T
TUĞÇE TUĞSAVUL BAYSOY Köşe Yazarı
ATİLLA KÖPRÜLÜOĞLU Köşe Yazarı
BÜLENT GÜRLÜK Köşe Yazarı
E
ERDEN AKTOĞU Köşe Yazarı
MERT ERBOY Köşe Yazarı
B
BÜLENT SAĞLAM Köşe Yazarı
M
MEHMET ERDÜL Köşe Yazarı
SEVGİ MOLVA Köşe Yazarı
Prof. Dr. BİLGE DONUK Köşe Yazarı
S
SANCAR MARUFLU Köşe Yazarı
AVNİ ERBOY Köşe Yazarı
D
Doç. Dr. LEVENT KÖSTEM Köşe Yazarı
CAN BARHAN Köşe Yazarı
Prof. Dr. SEYHAN HASIRCI Köşe Yazarı
Prof. Dr. YAVUZ TAŞKIRAN Köşe Yazarı
ERDOGAN ARIPINAR Köşe Yazarı
ESAT ERÇETİNGÖZ Köşe Yazarı
FİRDEVS TUNÇAY Köşe Yazarı
SEZGİ KAYA Köşe Yazarı
O
OKAN YÜKSEL Köşe Yazarı
E
EBRU DIVRAK Köşe Yazarı
BEDRİ CUMHUR DOĞU Köşe Yazarı
Prof. Dr. İLKER GÜL Köşe Yazarı
E
ERHAN ÖZDEMİR Köşe Yazarı
SİNAN GENÇ Köşe Yazarı
Dr. HAKAN TARTAN Köşe Yazarı
Prof. Dr. YÜCEL OCAK Köşe Yazarı
M
MUSTAFA YILMAZ Köşe Yazarı
TEOMAN GÜRAY Köşe Yazarı
TUNÇ AFŞAR Köşe Yazarı
YILMAZ DURMAZ Köşe Yazarı
GÜLPERİ ALTUN KILIÇ Köşe Yazarı
ERDAL İZGİ Köşe Yazarı
Dr. ŞABAN ACARBAY Köşe Yazarı
T
TUĞÇE TUĞSAVUL BAYSOY Köşe Yazarı
ATİLLA KÖPRÜLÜOĞLU Köşe Yazarı
BÜLENT GÜRLÜK Köşe Yazarı
E
ERDEN AKTOĞU Köşe Yazarı
MERT ERBOY Köşe Yazarı
B
BÜLENT SAĞLAM Köşe Yazarı
M
MEHMET ERDÜL Köşe Yazarı
SEVGİ MOLVA Köşe Yazarı
Prof. Dr. BİLGE DONUK Köşe Yazarı
S
SANCAR MARUFLU Köşe Yazarı
AVNİ ERBOY Köşe Yazarı
D
Doç. Dr. LEVENT KÖSTEM Köşe Yazarı
CAN BARHAN Köşe Yazarı
Prof. Dr. SEYHAN HASIRCI Köşe Yazarı
Prof. Dr. YAVUZ TAŞKIRAN Köşe Yazarı
ERDOGAN ARIPINAR Köşe Yazarı
SPONSORLU (ORTA)