Bir arkadaşım yaşadığımız toplumsal travmayı; “İnsanın ürkmesi, hayvan ürkmesine benzemez” diye tanımladı.
“Barış nedir?” sorusunun yanıtını “sözlükler” ve “Çok Bilmiş Profesör Ulu Google” şöyle açıklıyor:
“Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum, sulh, Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam. Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç.”
Türkiye’de kimilerinin “Barış Süreci” adını verdiği, üniter bütünlüğün bozulması yolunda atılan adımları, yukarıdaki tanım doğrultusunda, sanki Türkiye bir savaştaymış da, savaşı sona erdiren bir anlaşma imzalanmış da hoşgörü ortamı oluşturuluyormuş gibi anlamak gerekiyor.
Türkiye bir savaş içinde değildir. Başkaldıran, asi ve bölücü terör örgütünün saldırısı karşısındadır.
“Barış Süreci”, Amerika’nın “Büyük Ortadoğu Projesi” kapsamında, Türkiye’de bir bölünmeye yol açacak, önce eyalet sistemi, yerel bağımsızlık gibi isteklerin ardından bir Kürt Devleti kurulması girişiminin görünmeyen yüzüdür.
Bu ifadeyi kabullenmek, ülkemizde bir “savaş” olduğunu kabul etmektir.
Bunu kabullenmek, buna destek vermek ise, PKK’nın başı bebek katili Apo dâhil diğerlerinin de, “savaş esiri” durumuna getirilerek salıverilmesini isteyecekleri günlere gelineceğini bilmemektir.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Türkiye'nin barışa ihtiyacı olduğunu belirterek, "Tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları gibi biz de barış sürecini destekliyoruz" demişti.
Tarihi Havagazı Fabrikası'nda düzenlenen İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu toplantısının basına açık kısmında konuşan Kocaoğlu, kentin kanaat önderleriyle hareket edilmesi halinde Türkiye'nin ihtiyacı olan barışa katkıda bulunulacağını söylüyordu.
"Tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları gibi biz de barış sürecini destekliyoruz" diyen Kocaoğlu, barışın kalıcı ve sürdürülebilir olması için toplumun tüm kesimlerinin hassasiyetlerinin gözetilmesi gerektiğine inandığını, bunun sağlanması için her türlü desteği verdiklerini açıklıyordu.
Başkanın açıklamasından anlaşıldığına göre ben, “Barış Süreci” denilen, bu katil terör örgütü başını, aklama, salıverme operasyonuna destek vermediğime göre, onun ifade ettiği, “Tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları” arasında değildim.
Şimdi de CHP Genel başkanı sayın Kılıçdaroğlu’nun Elazığ ve Tunceli mitinglerinde, “AKP’nin ‘Barış süreci’ olarak adlandırdığı ‘ Açılım’a sahip çıktığını yazıyor. “AKP giderse barış süreci ne olacak? Diye soranlar olduğuna değinen Kılıçdaroğlu; “Dersim’den sesleniyorum. Barış Süreci kimsenin tekelinde değildir.Bu ülkede barış sağlanacaksa,bunu yapacak olan parti CHP’dir.Herkes çok iyi bilsin bunu.Bu ülkede barış Süreci durmaz “ dediğini yazıyor gazeteler.
Tunceli yerine DERSİM denilmesini anlamadığım gibi AKP’nin politikasına sahip çıkmaya çalışmayı da anlamıyorum bir türlü.
Bir kesime hoş görünmeye çalışılırken CHP’nin gerçek sahipleri hayretle izliyor olanları. Birileri Özerklikten söz ederken bunun ne anlama geldiğini kavrayamıyoruz.
Bense Ürküyorum, benim gibi bu yaşananlardan toplumun büyük bir kesimi Ürküyor.
Öte yandan arkadaşımın söylediği söz aklıma geliyor:
“İnsanın ürkmesi, hayvan ürkmesine benzemez”