Neredeyse gün geçmiyor ki, bir doping haberi duymayalım.
3 Temmuz tarihinden itibaren, neredeyse beynimize iŞlenen Şike ve teŞvik olgusu aradan onca zaman geçmesine karŞın halen karŞımızda, güncelliĞini ve gündemdeki yerini aynen koruyor. Hepimizin de bildiĞi gibi, son tabloyu daha birkaç gün önce, UEFA tahkim Kurulu ve CAS’a giden Fenerbahçe ve BeŞiktaŞ’la izledik. Her iki kulübümüzün de Tahkim’in onadıĞı cezalarına, CAS tarafından yürütmeyi durdurma kararı çıktı. Tabi ki bu yürütmeyi durdurma hiçbir Şekilde cezaların af olduĞu ya da, ertelendiĞi anlamına gelmemeli. Takımlarımız Avrupa kupalarında kura çekimine katıldılar ancak, hızlandırılmıŞ yargılamayı kabul ederek de bir anlamda, “Olacaklar karŞısında boynumuz kıldan ince” diyerek, bazı haklarından da feragat etmek durumunda kaldılar.
Yukarıda sözünü ettiĞimiz süreçte, sıkça tanık olduĞumuz teŞvik olayı da adeta ‘öööĞ’ dediĞimiz unsurlar arasındaydı.
Gelelim dopinge, her gün yeni bir skandalla uyanıyoruz. Halter sporunda federasyon deviren, yeni gelen federasyonu da yeni doping dalgalarıyla hayli zor durumda bırakan dopingde hayli verimli (!) bir süreç içindeyiz. 2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nda ulusumuza büyük mutluluk yaŞatarak, olimpiyat altın madalyasına uzanan atletlerimizden, cirit sporcumuza varana dek tam bir doping odaĞı olduk.
Tüm bunlar ülke dıŞında da yankı bulurken, Alman gazetesi ‘Frankfurter Rundschau’ gazetesi ülkemizde ardı ardına yaŞanan doping olaylarını, ‘Türk Bilmecesi’ baŞlıĞı altında yayınladı. Haberde Türkiye’nin farkında olmadan sporda hilekârlık merkezi olduĞunun altını çizdi. Ayrıca 2012 Londra Olimpiyatları’nda dopingli çıkan İtalyan elli kilometre yürüyüŞ atleti Alex Schwazer’in “Antalya’ya gittim. Eczaneden parasını ödeyip reçetesiz Epo aldım” açıklaması haberin en çarpıcı unsurlarından birisiydi.
Ayrıca Türkiye’de gençler kategorisinde bile dopingli sporculara rastlanmasının altı çizildi.
Tabi ki sorun yalnızca bizim sorunumuz deĞil. Tüm dünyada da doping, Şike ve teŞvik almıŞ baŞını gidiyor.
Avrupa BirliĞi Polis TeŞkilatı ‘Europol’ tarafından verilen bilgilere göre dünya genelinde 680 maçta Şike yapıldıĞı iddia edilirken, bunlardan 79’unun Türkiye’de olduĞu söyleniyor.
Dopingde de artık tüm çizgiler aŞılmıŞ halde. Lance Armstrong gibi dünya bisikletinin zirvesindeki isimden tutun, Jamaikalı atletlere, İtalyan yürüyüŞçülere, tenis yıldızlarına kadar her branŞ Şike sarmalında.
Bazı sporcuların arkasına saklandıĞı, “Benim bilgim dahilinde olmadı. Antrenörümün verdiĞi vitaminlerin doping içerdiĞini, ben nereden bileyim” savunması hiç kimseyi tatmin etmiyor. Çünkü artık günümüz sporcusu, günün 24 saatini, yılın 365 gününü neredeyse dakika dakika programlayıp, aldıĞı gıda ve katkı içeren yardımcıları herkesten çok daha iyi biliyor.
İŞin korkuncu, durum gençler kategorilerine kadar inmiŞ durumda. Ermeydanı Kırkpınar’da bile bu iŞ yapılıyorsa, “Vay ki vay, bu iŞin çivisi yerinden çıkmıŞ” demekten baŞka birŞey demek elden gelmez.
Bu arada, özellikle son dönemde ülkemizde iŞleyen ödül yönetmeliĞinin de bu anlamda büyük etken olduĞu bir gerçek. Bu konuyu bir baŞka yazıda daha derin bir biçimde iŞleyeceĞimizin altını çizerek, helal sonunculuĞun, haram Şampiyonluktan daha anlamlı olduĞunu, ve bu gerçeĞi herkesin kabullenmesi gerektiĞini belirtelim.
HoŞçakalın...