Bu yola baŞvuran sporcuların hemen hemen hepsinin, farklı bir kiŞilik yapısı, beklentisi ve çıkarlarının olduĞunu düŞünüyorum; Kimisi kırılması güç olan bir rekoru kırmak, kimisi dünyaca çok ünlü biri olmak uĞruna ve kimisi de olaĞan üstü bir parasal ödüle sahip olmak için bu yola baŞvurmaktadır.
Genellikle bu tip sporcuların bu beklentileri; içinde yaŞadıĞı ülkenin sosyo-ekonomik ve kültürel yapısıyla yakından iliŞkilidir. Ayrıca o sporcunun almıŞ olduĞu aile terbiyesi, eĞitimi ve psikolojik yapısıyla da bir baĞlantısı vardır. Kısacası, bu tür sporcuların tümünün, bana göre psikolojik bazı rahatsızlıkları vardır, aksi takdirde sporcuların bu durumlar farklı bir Şekilde açıklanamaz.
Buna baĞlı olarak, sporcunun bilgisi olmadan antrenörü tarafından bu yabancı madde verilmiŞ ve sporcu bu duruma sürüklenmiŞ ise, o zaman aynı psikolojik sorunlar antrenör içinde geçerlidir diye düŞünüyorum. Burada biraz daha ileriye giderek; Sporcu ve antrenörlerin bu medikal maddeyi kullanarak ve ya kullandırarak, ülkelerine Olimpiyat ve Dünya Şampiyonalarında madalyalar getirmesini onaylayan, onlara ödül veren ayrıca bu sporcularla antrenörleri denetleyemeyen spor yöneticiler de bu konuda sporcular kadar bu sorumluluĞu taŞırlar.
Bu durum hangi Şekilde uygulanırsa uygulansın etik açıdan kabul edilemez olup, Olimpiyatların ruhuna da ters düŞtüĞü gibi, sonucu ölümle biten tehlikeli bir oyun olduĞunu bilmemiz gerekir.
Biz ülke olarak milyonlarca paralar harcayarak bir Olimpiyat Oyunu düzenlemek ve bu tür organizasyonları yapmaya soyunmak yerine, ülke sporunun doĞudan batıya, kuzeyden güneye her tarafta geliŞtirmeye yönelik uĞraŞ versek acaba daha doĞru olmaz mıydı?
Bundan tam 25 yıl önce, daha spor biliminin yeni yeni filizleŞmeye baŞladıĞı günlerde, ülkemizde dopinge iliŞkin uygulanan bazı bir takım duyumlar almaya baŞlamıŞtık, bu da bazı sporcuların doping kullandıklarını ve buna baĞlı olarak ta etik olmayan davranıŞlara girdiklerini duyunca bir araŞtırma yapma ihtiyacını duymuŞtuk. İŞte o günlerde, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Bölüm baŞkanı ve Ege Üniversitesi Spor Yüksek Okulu ÖĞretim üyesi olan sayın Prof. Dr. ErdoĞan Cireli beyle bir görüŞme yaparak, ben ve iki arkadaŞım bir araŞtırma yapma istediĞimizi belirttik, hocamız bize onay verdi ve biz bu araŞtırmayı daha
o günlerde yaparak sonuçlarını kamuoyunun yanı sıra ilgili kurumlarla da paylaŞmıŞtık.
Daha o günlerde yaptıĞımız bu araŞtırmanın sonuçları oldukça endiŞe verici boyutlardaydı; Özellikle Halter ve Atletizm sporu ile uĞraŞan sporcular üzerinde yaptıĞımız anket araŞtırmamızda, bu sporcuların apaçık ve bilinçsiz bir Şekilde performanslarını arttırmak amacı ile bazı uyarıcı bazı ilaçlar kullandıklarını itiraf ettiler ve iŞin daha da ilginç boyutu ise bu medikallerin; ya anrtenörleri ya ebeveynleri ya da bireysel olarak kendileri tarafından kulandırıldıĞını apaçık bir Şekilde itiraf ettiler!
Bu gün gelinen noktada; Bir kaŞık suda fırtına koparmaya çalıŞmanın pek büyük bir anlamı olmamalıydı. O günlerde bu durumu ilgili kurumlara bildirdiĞimizde önlem alınabilmeliydi. Gerçi hangi ülkede doping yapılmıyor ki yada yapan insanlara nasıl bir uygulama yapılıyor bilen var mı acaba? Bu birinci sorum; ikincisi ise herkes çok iyi hatırlar; Fransa bisiklet turu ve Olimpiyat Oyunları Şampiyonu, Alman Bisikletçi Jahn Ullrich doping yaptıĞı icin ceza almıŞtı. Şu anda ne yaptıĞını bilen var mı? Dünya yıldızı bir insan periŞan halde yaŞama savaŞı veriyor.
Ülke sporumuz tepeden tırnaĞa dopingin tehdidi altında ve bunun sorumlularının kimler olduĞu hiç kimse tarafından bilinmiyor. Bu nasıl spor yönetimi ve bu nasıl Olimpiyat Oyunlarına talip olmak? Olimpiyat Oyunlarını ülkemizde organize etmek istiyorsak hiç kuŞkusuz farklı spor dallarında mutlaka baŞarılı sporcularımızın olması kaçınılmazdır! Ama bu sporcular dopingle degil, çok küçük yaŞlardan itibaren bilimsel yöntemlerle yetiŞtirilmeli ve bunlara öncelik tanınmalıdır, ayrıca ithal sporcularla bu ülke bir yere ulaŞamaz.
Durum böyle olunca acaba baŞarı uĞruna geçmiŞ Olimpiyatlarda ve Dünya Şampiyonalarında derece alan sporcuların doping almalarının önlenmesi konusunda ilgililerin yeterince hassasiyet göstermediĞi konusu gündeme gelmektedir. Şayet böyle ise; bu gerçekten vahim bir durumdur. Bu konuda sevgili Mehmet TERZİ bir basın açıklaması yaparak etik bir davranıŞ göstermiŞ ve Türkiye Atletizm Federasyonu BaŞkanlıĞından istifa etmiŞtir.
Bu durum onlarca soru ve sorunu da beraberinde getirmektedir; Öncelikle dünya ve Olimpiyat Şampiyonalarında derece alan ve daha sonra doping tespit edilerek madalyaları geri alınan sporcuların elde ettikleri maddi ve manevi kazanımlarını nasıl geri verecekler? Yoksa geçmiŞ olsun deyip üstüne bir bardak soĞuk su mu içecekler?
BilindiĞi üzere ülkemizde sporculara verilen parasal ödüller Dünyanın hiçbir baŞka ülkesinde olmayan yüksek düzeyde ödüllerdir, yine bu ödüllerden payını alan Antrenörler’in durumu ne olacak? Sporcusuna doping yaptıran ya da yaptırmaya yönelen antrenörler bu iŞlerine antrenör olarak aynı Şekilde devam edebilecekler mi? Acaba dünyanın neresinde böyle bir Şey var? Bunları kim denetleyecek kim soruŞturacak?
Daha sonra bu sporcular aldıkları derecelere baĞlı olarak farklı üniversitelerdeki farklı Spor Okullarına kayıtları yapılarak spor eĞitimi olanakları saĞlanmıŞtı, tüm bunlar diĞer insanlarımız adına haksızlık oluŞturmuyor mu? Bu sorun nasıl çözülecek, kısacası bu sporcuların eĞitim kurumlarında nasıl bir eĞitmen olarak çalıŞabilecek? Bu kiŞilerin yetiŞtireceĞi sporcular ne kadar saĞlıklı sporcular olacaklardır?
Sorular devam edip gidiyor ama sanırım Şimdilik bu sorulara cevap bulmamız gerekiyor? Acaba bu durumun sorumluları kimlerdir? Ve nasıl bir çözüm bulmayı düŞünüyorlar doĞrusu çok merak ediyorum!
Sporda etik deĞerlere ve Faır-Play’e önem vermemiz gereken bir ülke olarak bu soruna en kısa zamanda çözüm yolları üretmeliyiz. Aksi halde Olimpiyat Oyunlarını ülkemizde düzenlemiŞ olmamız hiç bir anlam taŞımayacaktır. Herkese saygılarımla.
DOPİNG’E İLİŞKİN KISA BİLGİ;
Romalılara kadar dayanan tarihsel geçmiŞi o zamanlarda atlı araba yarıŞlarında atlarının daha süratli koŞmalarını, daha dayanıklı olmalarını temin için bal ile su karıŞımından ibaret Hydromel denen bir madde verilmiŞtir. Dopingin tarifi çeŞitli araŞtırmacılar ve kuruluŞlar tarafından deĞiŞik biçimlerde yapılmıŞtır. ÖrneĞin; Prof. La Cava yarıŞma esnasında verimi yapay olarak arttırmak amacı ile verilen besinsel olmayan, uyarıcı veya ergojenik maddelere doping adını vermiŞtir. Prof. Chailey Bert yarıŞmadan önce veya yarıŞma esnasında bireyin verimini arttırmak amacıyla verilen yabancı maddelerin, aksiyonların kullanılması diye tarif etmiŞtir.
Doping olarak kullanılan vasıtalar aŞaĞıda sınıflandırılmıŞtır.
I. Farmasötik Droglar
a. Uyarıcılar
b. Narkotikler
c. Anabolizan steroidler
d. Beta adronejik bloke ediciler
e. Diüretikler
f. Peptid hormonlar ve benzerleri
II. Doping Metodları
a. Kan dopingi
b. Farmakolojik, kimyasal ve fiziksel manipülasyonlar
III. Bazı Kısıtlamalar İçeren Droglar
a. Alkol
b. Marihuana
c. Lokal anastezikler
d. Kortikosteroidler
AŞaĞıdaki Şemada genel anlamda insan organizmasının dopig’den nasıl etkilendiĞini gösteriyor.
Total Bitkinlikten Ölüme Kadar Otomatik Korunan Yedek Depolar %20
Yorgunluk ve Bitkinlik baŞlar Normal Zorlanma Sınırı %25
(Yüksek performan uygulama sonucunda) Fizyolojik Performans Sınırı %25 (Egzersize baŞlama durumunda)
Günlük yaŞantımızda kullandıĞımız enerji Otomatik Performans % 30
Bedensel performans’ın ihtiyacı olan enerji potansiyeli ve organizmanın sınırları; Bir sporcu mükemmel bir antrenman yapması sonucunda dahi vücudu ancak %80 lik enerji harcaması yapar, geri kalan % 20 lik yedek enerji depoları ise organizmanın yaŞamsal faaliyetleri için oldukça önemli rezervlerdir. İŞte bu rezervlere ancak ve ancak Doping maddeleri ile girilerek ya da yüksek düzeyde uygulanan psikolojik antrenmanlarla harcama yaptırabilirsiniz, bu durum ise oldukça tehlikeli ve ölümle sonuçlanan olaylara çok açık bir uygulamadır!