Bunların baŞında futbol ve doping sorunları var. Futbol federasyonu ile futbolun aĞırlıklı olduĞu spor kulüpleri yabancı oyuncu konusunda (Fenerbahçe hariç) anlaŞmazlıkta adeta kilitlendiler. Bu konuda açık görüŞüm eskiden beri Şöyle: Türk Futbol Milli Takımlarını dünya seviyesine çıkartmak istiyorsak, yabancı oyuncu konusunda çok dikkatli olmamız lazım. Alt yapıya önem vermeyen, oradan yetiŞenleri yedek kulübesinde oturtup yabancıları sahaya sürersek; bu bir sirk anlayıŞı olur. Yabancı oyuncu takımda öĞretici, yapıcı rol oynamalı ve sayıları ona göre olmalıdır. Futbolda ikinci sorun UEFA’nın baŞrolü oynadıĞı Şike konusudur. Bu sorun da ulusal ve uluslararası yasalar çerçevesinde süratle çözülmez ve uzarsa; ülke futbolunda hastalık devam edecek ve bu her kulübe de zarar verecektir. Akdeniz Oyunlarının bir yararı da su yüzüne çıkmayan DOPİNG’i su yüzüne çıkartması oldu. Türkiye Hacettepe Uluslararası Doping Merkezi’nin lisansının askıya alınması ile hem maddi (DıŞarıda yaptırdıĞımız kontrollerde neredeyse milyona varan döviz kaybımız var) hem de manevi olarak büyük bir darbe yedi. Bu konu hala tam olarak hallolmamıŞ ve Türkiye laboratuarı hala dünyanın 50 merkezi arasındaki saygın yerini alamamıŞtır. Dopingle dünyanın her ülkesi savaŞıyor savaŞın karŞısında ise her yıl piyasaya milyarlık yatırımlarla yeni doping ilaçları sunan uluslararası ilaç Şirketleri var. Son çare bence geçerli (Türkiye de doping yapan uyuŞturucu cezasına çarptırılacak) diye bir kanun hazırlanıyor. Rahmetli Ziya PaŞa’nın unutulmayan satırları buna uygun “Nasihat ile yola gelmeyeni etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” demiŞti. Maalesef çare bu… GörüldüĞü gibi ülke sporunda bu yaz denge sorunumuz var. Tüm gücü ile 2020 Olimpiyat adaylıĞı için savaŞan Türkiye bir an önce bu dengeleri saĞlamalı ve ülke sporunu yüceltecek dev organizasyonlara hem layık, hem de hazır olmalıdır.